Ege's Aquatic Adventure: Discovering Confidence in Curiosity Podcast Por  arte de portada

Ege's Aquatic Adventure: Discovering Confidence in Curiosity

Ege's Aquatic Adventure: Discovering Confidence in Curiosity

Escúchala gratis

Ver detalles del espectáculo
Fluent Fiction - Turkish: Ege's Aquatic Adventure: Discovering Confidence in Curiosity Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-27-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: İstanbul Akvaryumu’nda yoğun bir gün.En: It was a busy day at the İstanbul Akvaryumu.Tr: İçerideki koridorlar kalabalık, ışıklar hafif loş ve her bir akvaryumun ötesinde rengârenk deniz canlıları.En: The corridors inside were crowded, the lights slightly dim, and beyond each aquarium were colorful sea creatures.Tr: Ege, Merve ve Cem’le birlikte okul gezisine katıldı.En: Ege joined the school trip with Merve and Cem.Tr: Ege, deniz yaşamına hayran.En: Ege is fascinated by marine life.Tr: Gelecekte deniz biyoloğu olmayı düşlüyor.En: He dreams of becoming a marine biologist in the future.Tr: Ege'nin kalbi biraz daha hızlı atıyor.En: Ege's heart was beating a little faster.Tr: "Bu tanktaki balıklar çok ilginç!" diye düşündü.En: "The fish in this tank are so interesting!" he thought.Tr: Merve enerjik ve hep merakla etrafta koşturuyor.En: Merve was energetic and always running around with curiosity.Tr: “Ege, hadi anlatsana bu balıklar hakkında!” diye ısrar etti Merve.En: “Ege, come on, tell us about these fish!” she insisted.Tr: Ege, Merve'ye gülümseyip kendini topladı.En: Ege smiled at Merve and gathered himself.Tr: "Peki" dedi.En: "Okay," he said.Tr: Cem hemen araya girip esprili bir şekilde, “Ama yanlış şeyler söylerse gülmek yok!” dedi.En: Cem immediately jumped in playfully, “But if he says something wrong, no laughing!”Tr: Herkes gülümsedi.En: Everyone smiled.Tr: Cem’in esprileri, her zamanki gibi gerginliği hafifletiyordu.En: Cem's jokes, as always, eased the tension.Tr: Ege derin bir nefes aldı.En: Ege took a deep breath.Tr: “Bu tanktaki büyük balık balina köpekbalığı.En: “The big fish in this tank is a whale shark.Tr: Dünyanın en büyük balık türüdür,” dedi cesurca.En: It is the largest fish species in the world,” he said boldly.Tr: O sırada öğretmen yanlarına geldi.En: At that moment, the teacher came over.Tr: “Ege, çok güzel anlatıyorsun.En: “Ege, you’re explaining very well.Tr: Peki, bu balina köpekbalığı kaç dişi var, biliyor musun?”En: So, do you know how many teeth this whale shark has?”Tr: Ege, kendini bir anda sınanmış hissetti.En: Ege suddenly felt tested.Tr: Kalbi gümbür gümbür atıyordu ama bilgi de, heyecan da aynı anda içindeki cesareti ateşleyen bir kıvılcım gibiydi.En: His heart was pounding, but the spark of both knowledge and excitement ignited his courage.Tr: Derin bir nefes aldı ve bilgilerini hatırladı.En: He took a deep breath and recalled his information.Tr: “Balina köpekbalığının yaklaşık üç bin dişi var ama dişleri çok küçüktür!” dedi.En: “The whale shark has about three thousand teeth, but they are very small!” he said.Tr: Etrafındakiler şaşırdı.En: Those around him were amazed.Tr: Merve ve Cem ona hayranlık dolu gözlerle bakıyordu.En: Merve and Cem looked at him with admiration.Tr: Öğretmen de gülümsedi.En: The teacher smiled as well.Tr: “Harikasın Ege!En: “You’re great, Ege!Tr: Deniz yaşamına olan ilgini bariz bir şekilde göstermişsin!” dedi.En: You’ve clearly shown your interest in marine life!” she said.Tr: Ege'nin içi artık çok daha rahattı.En: Ege felt much more at ease now.Tr: Arkadaşları ve öğretmenlerinden aldığı destekle özgüveni artmıştı.En: With the support from his friends and teacher, his confidence had increased.Tr: Evet, gölgelerde kalmayı bırakıp, parlak ışıklar altında parlamak güzeldi.En: Yes, it was nice to stop staying in the shadows and shine under the bright lights.Tr: Artık, deniz yaşamı bilgisiyle arkadaşlarına ve sınıfına katkıda bulunabileceğini biliyordu.En: Now he knew he could contribute to his friends and class with his knowledge of marine life.Tr: Kendi sesine ve tutkusuna güveniyor; hayallerine daha bir emin adımlarla yaklaşıyordu.En: He trusted his voice and passion, stepping more confidently towards his dreams. Vocabulary Words:aquarium: akvaryummarine biologist: deniz biyoloğucorridors: koridorlardim: loşcreatures: canlılarfascinated: hayranenergetic: enerjikcuriosity: merakinsisted: ısrar ettiplayfully: esprilieased: hafiflettitension: gerginlikboldly: cesurcaadmiration: hayranlıksparks: kıvılcımlarignite: ateşlemeksupport: destekconfidence: özgüvencontribute: katkıda bulunmaktrust: güvenmekpassion: tutkutested: sınanmışpounding: gümbür gümbürcrowded: kalabalıkslightly: hafifgathered: topladıimmediately: hemenamazes: şaşırmakshown: göstermişshadows: gölgeler
Todavía no hay opiniones