A Cup of Kindness: Brewing Warmth in a Winter Wonderland Podcast Por  arte de portada

A Cup of Kindness: Brewing Warmth in a Winter Wonderland

A Cup of Kindness: Brewing Warmth in a Winter Wonderland

Escúchala gratis

Ver detalles del espectáculo
Fluent Fiction - Turkish: A Cup of Kindness: Brewing Warmth in a Winter Wonderland Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-26-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: Emir, kahve kavurma atölyesinde çalışıyordu.En: Emir, coffee roasting atölyesi was working at the workshop.Tr: Atölye, sıcak ve davetkâr bir ortam sunuyordu.En: The workshop offered a warm and inviting environment.Tr: Kavrulan kahve çekirdeklerinin aroması her yeri sarıyordu.En: The aroma of the roasting coffee beans filled everywhere.Tr: Pencerelerden dışarı baktığında soğuk kış gününde karla kaplı sokakları görebiliyordu.En: When he looked out the windows, he could see the snow-covered streets on a cold winter day.Tr: O gün, Emir müşterilere kahve hazırlarken içeri Selin girdi.En: That day, while Emir was preparing coffee for customers, Selin entered.Tr: Selin hasta görünüyordu ve biraz endişeliydi.En: Selin looked sick and was a bit anxious.Tr: Yakındaki üniversitede öğrenciydi ve anlaşılan hastaydı.En: She was a student at a nearby university and apparently was unwell.Tr: Emir, Selin'e bir fincan sıcak kahve ikram etti.En: Emir offered Selin a cup of hot coffee.Tr: "Merhaba, nasılsın?"En: "Hello, how are you?"Tr: diye sordu.En: he asked.Tr: Selin, şikayetlerini anlatmaya başladı.En: Selin began to explain her complaints.Tr: "İlaç almam lazım ama eczane kapalı."En: "I need to get medicine, but the pharmacy is closed."Tr: Emir, Selin'in moralinin bozuk olduğunu fark etti.En: Emir noticed that Selin was feeling down.Tr: Yardım etmeye karar verdi.En: He decided to help.Tr: "Benim bir eczacı arkadaşım var.En: "I have a pharmacist friend.Tr: Onu arayabilirim.En: I can call him.Tr: Belki yardımcı olabilir."En: Maybe he can help."Tr: Telefonunu çıkardı ve arkadaşını aradı.En: He took out his phone and called his friend.Tr: Arkadaşı, problemi duyduktan sonra eczanesini kısa süreliğine açabileceğini söyledi.En: After hearing the problem, his friend said he could open his pharmacy for a short while.Tr: Emin, bunun Selin'e iyi geleceğinden emindi.En: Emir was confident that this would be good for Selin.Tr: "İyi haber, arkadaşım eczaneyi sizin için açacak," dedi Emir gülümseyerek.En: "Good news, my friend will open the pharmacy for you," said Emir, smiling.Tr: Selin şaşırmıştı ve mutlu olmuştu.En: Selin was surprised and happy.Tr: "Çok teşekkür ederim Emir, bunları benim için yapman harika."En: "Thank you so much Emir, it's wonderful that you're doing this for me."Tr: Birlikte eczaneye gittiler.En: Together, they went to the pharmacy.Tr: Kar yağışı altında yürümek soğuktu ama Selin, yardımsever birine rastladığı için rahatlamıştı.En: Walking under the falling snow was cold, but Selin felt relieved to have encountered someone helpful.Tr: Eczane açıldığında, Selin reçetesini aldı.En: When the pharmacy opened, Selin got her prescription.Tr: İlaçlarını almış olmanın rahatlığını hissetti.En: She felt the comfort of having gotten her medicine.Tr: Dönüş yolunda Selin, Emir'e minnettarlığını dile getirdi.En: On the way back, Selin expressed her gratitude to Emir.Tr: "Bazen yardıma ihtiyacım olduğunu kabul etmem gerekiyor," dedi.En: "Sometimes I need to accept that I need help," she said.Tr: Emir ise, "Arkadaşlara yardım etmek hepimize iyi gelir," diye yanıtladı.En: Emir replied, "Helping friends does us all good."Tr: Bu olay hem Emir hem de Selin için yeni bir ders olmuştu.En: This event was a new lesson for both Emir and Selin.Tr: Emir, yardımıyla birine dokunmanın mutluluğunu yaşayarak atölyeye döndü.En: Emir returned to the workshop feeling the joy of having touched someone's life with his help.Tr: Selin, bazen başkalarından yardım istemenin gerekli olduğunu anlamıştı.En: Selin realized that sometimes asking others for help is necessary.Tr: O gün, ikisi de hayatlarına katılan bu küçük ama değerli anı unutmamaya karar verdi.En: That day, both decided to remember this small but valuable moment that had been added to their lives. Vocabulary Words:roasting: kavurmaworkshop: atölyeinviting: davetkâraroma: aromaanxious: endişeliapparently: anlaşılanpharmacy: eczanedown: moralinin bozukconfident: eminprescription: reçetegratitude: minnettarlıkrelieved: rahatlamışfilling: saranstudent: öğrencimedicine: ilaçclosed: kapalıfriend: arkadaştake out: çıkardıopen: açacakgood: iyisnow-covered: karla kaplıhelpful: yardımseverencountered: rastladığımoment: ancomfortable: rahatlıkwinter: kışlesson: dersrealize: anlamaknecessary: gereklienvironment: ortam
Todavía no hay opiniones