Valentine's Day Breakthrough: Emir's Career-Defining Moment Podcast Por  arte de portada

Valentine's Day Breakthrough: Emir's Career-Defining Moment

Valentine's Day Breakthrough: Emir's Career-Defining Moment

Escúchala gratis

Ver detalles del espectáculo
Fluent Fiction - Turkish: Valentine's Day Breakthrough: Emir's Career-Defining Moment Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-15-23-34-02-tr Story Transcript:Tr: Emir, kışın soğuk bir sabahında ofisin cam kapısından içeri girdi.En: Emir, a cold winter morning, walked through the glass door of the office.Tr: Her yer bir kar örtüsü ile kaplıydı.En: Everywhere was covered with a blanket of snow.Tr: Ofisin içi ise bambaşka bir dünyaydı; canlı renkli kalpler, çiçekler ve tatlılar her yeri süslüyordu.En: Inside the office was a completely different world; vibrant colored hearts, flowers, and sweets decorated everywhere.Tr: Bugün Sevgililer Günü'ydü.En: Today was Valentine's Day.Tr: Ancak Emir için bugünün çok farklı bir anlamı vardı.En: However, for Emir, today had a very different meaning.Tr: Bir sunum yapacaktı.En: He was going to give a presentation.Tr: Büyük bir sunum.En: A big presentation.Tr: Bu proje, belki de kariyerinde bir dönüm noktası olabilirdi.En: This project could be a turning point in his career.Tr: Emir, masasının başına geçti.En: Emir went to his desk.Tr: Bilgisayarını açtı.En: He turned on his computer.Tr: Sunum dosyalarını gözden geçirmeye başladı.En: He began reviewing his presentation files.Tr: Ama bir türlü odaklanamıyordu.En: But he couldn't focus.Tr: Her zamanki gibi, Leyla'nın enerjik sesi kulaklarında çınladı.En: As usual, Leyla's energetic voice echoed in his ears.Tr: Leyla, şirketteki en karizmatik kişiydi.En: Leyla was the most charismatic person in the company.Tr: Herkes onu tanır, onunla çalışmak isterdi.En: Everyone knew her, everyone wanted to work with her.Tr: Emir, Leyla'yı hem kıskanıyor, hem de ona karşı bir şeyler hissediyordu.En: Emir both envied and felt something for Leyla.Tr: Bu, işlerini daha da karmaşık hale getiriyordu.En: This made things even more complicated for him.Tr: Sunum vakti yaklaşıyordu.En: The time for the presentation was approaching.Tr: Emir'in içini bir endişe kapladı.En: A sense of anxiety filled Emir.Tr: Kendisini yetersiz hissetti.En: He felt inadequate.Tr: Belki Leyla’yla iş birliği yapmak iyi bir fikir olabilirdi.En: Maybe collaborating with Leyla would be a good idea.Tr: Ancak Leyla'nın kendisini gölgede bırakmasından korkuyordu.En: However, he was afraid of being overshadowed by Leyla.Tr: İş yerinde rekabet çok yoğundu.En: Competition in the workplace was very intense.Tr: Ama Emir, başka bir seçeneği olmadığına karar verdi.En: But Emir decided he had no other option.Tr: Leyla'ya gidip birlikte çalışmayı önerdi.En: He went to Leyla and suggested working together.Tr: Leyla, Emir'in önerisini duyunca gülümsedi.En: Leyla smiled when she heard Emir's proposal.Tr: "Neden olmasın?"En: "Why not?"Tr: diye cevap verdi.En: she replied.Tr: Günün geri kalanında birlikte çalışarak sunumlarını hazırladılar.En: They spent the rest of the day preparing their presentation together.Tr: Emir, Leyla'nın tecrübesinden faydalandıkça kendine olan güveni yerine geliyordu.En: As Emir benefited from Leyla's experience, his confidence was restored.Tr: Leyla'nın önerileri gerçekten etkileyiciydi ve Emir'in planını güçlendirmişti.En: Leyla's suggestions were truly impressive and had strengthened Emir's plan.Tr: Sunum zamanı geldiğinde, toplantı odası dolmuştu.En: When it was time for the presentation, the meeting room was filled.Tr: Emir sunumu başlattı.En: Emir started the presentation.Tr: Ancak bir an duraksadı, kelimeler boğazında düğümlendi.En: But for a moment, he paused, words caught in his throat.Tr: Herkesin gözleri üzerindeydi.En: All eyes were on him.Tr: Tam o sırada, Leyla yanında belirdi.En: Just then, Leyla appeared beside him.Tr: "Emir ve ben bu projede şunu başardık..." diyerek konuşmaya başladı.En: "Emir and I accomplished this in the project..." she began to speak.Tr: Emir rahatladı.En: Emir relaxed.Tr: İkili, iş birliği içinde sunumlarını tamamladılar.En: The duo completed their presentation in collaboration.Tr: Sunum bittiğinde, herkes alkışlıyordu.En: When the presentation ended, everyone was applauding.Tr: Emir, derin bir nefes aldı ve Leyla'ya baktı.En: Emir took a deep breath and looked at Leyla.Tr: "Bunu birlikte başardık," dedi.En: "We achieved this together," he said.Tr: Patronları onların başarılarını övdü ve özellikle ekip çalışmalarının etkileyici olduğunu belirtti.En: Their bosses praised their success and specifically noted that their teamwork was impressive.Tr: Emir için bu, büyük bir ders olmuştu.En: For Emir, this was a major lesson.Tr: Kendine güveni arttı ve iş birliğinin önemini anladı.En: His self-confidence increased, and he understood the importance of collaboration.Tr: Ofisten çıkarken dışarıda hâlâ kar yağıyordu.En: As he left the office, it was still snowing outside.Tr...
Todavía no hay opiniones