From Lecture Halls to Fairy Chimneys: A Winter Escape Podcast Por  arte de portada

From Lecture Halls to Fairy Chimneys: A Winter Escape

From Lecture Halls to Fairy Chimneys: A Winter Escape

Escúchala gratis

Ver detalles del espectáculo
Fluent Fiction - Turkish: From Lecture Halls to Fairy Chimneys: A Winter Escape Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-02-23-34-01-tr Story Transcript:Tr: Kışın soğuk bir günüdür.En: It is a cold winter day.Tr: Üniversite yurdunda, Emre'nin odası kitaplarla ve gezi broşürleriyle doludur.En: In the university dormitory, Emre's room is filled with books and travel brochures.Tr: Pencereden dışarı bakınca beyaz kar tabakasını görmek mümkündür.En: Looking out the window, it's possible to see the white blanket of snow.Tr: İçerisi ise arkadaşlarının heyecanıyla sıcacık.En: Inside, it's warm with the excitement of his friends.Tr: Emre, Leyla ve Canan, uzun zamandır bekledikleri Kapadokya gezisi için hazırlık yapmaktadırlar.En: Emre, Leyla, and Canan are preparing for the Cappadocia trip they've been anticipating for a long time.Tr: Emre, Kapadokya'nın jeolojik güzellikleri hakkında yıllarca çalışmıştır.En: Emre has studied the geological beauties of Cappadocia for years.Tr: Peri bacalarını görmek ve okul yoğunluğundan uzaklaşmak onun en büyük hayalidir.En: Seeing the fairy chimneys and getting away from the intensity of school is his greatest dream.Tr: Ancak derslerinin ağırlığı ve bütçe sıkıntıları ona engel olmaktadır.En: However, the weight of his classes and budget constraints are obstacles for him.Tr: Emre masada, ders notlarının üzerine dağılmış gezi broşürlerine bakarak dalgınca düşünür.En: Emre stares thoughtfully at the travel brochures scattered over his lecture notes on the table.Tr: Görevlerini ihmal etmekten korkar.En: He's afraid to neglect his duties.Tr: Sonunda Emre, derslerini önceden tamamlamaya karar verir.En: Finally, Emre decides to finish his assignments in advance.Tr: "Yanımda olduğunuz için teşekkürler," der arkadaşlarına.En: "Thank you for being by my side," he says to his friends.Tr: Leyla ve Canan da sırtlarını yaslayıp masanın üzerindeki tarifeleri ve broşürleri gözden geçirirler.En: Leyla and Canan lean back and review the schedules and brochures on the table.Tr: Üçü birlikte bütçelerini ayarlamaya çalışır.En: The three of them try to adjust their budget.Tr: "Hep birlikte halledebiliriz," der Leyla, "Birlikten kuvvet doğar."En: "We can handle it all together," says Leyla, "Unity is strength."Tr: Bu hazırlıkların heyecanı, yolculuk gününe kadar devam eder.En: The excitement of these preparations continues until the day of the journey.Tr: Ancak o gün, yeni bir sorun çıkar.En: But on that day, a new problem arises.Tr: Emre'nin bir hocası aniden revizyon semineri yapacağını duyurur.En: Emre's lecturer suddenly announces a revision seminar.Tr: Emre, "Ama bu gezinin tarihi belli!" diye yakınır. Kafası karışır, ne yapacağını bilemez.En: Emre complains, "But the date of this trip was already set!" He is confused and doesn't know what to do.Tr: Leyla ve Canan, hemen bir çözüm düşünür.En: Leyla and Canan quickly think of a solution.Tr: Leyla, "Seminerin diğer saatine katılabilir misin?" diye sorar.En: Leyla asks, "Can you attend the seminar at a different time?"Tr: Emre biraz düşündükten sonra hocasına gidip durumu açıklar.En: After some thought, Emre goes to his lecturer and explains the situation.Tr: Hoca Emre'nin durumunu anlar ve başka bir saatte seminer almasına izin verir.En: The lecturer understands Emre's situation and allows him to attend the seminar at another time.Tr: Emre'nin yüzü sevinçle aydınlanır.En: Emre's face lights up with joy.Tr: Başaramadık derken, sonunda her şey yoluna girer.En: Just when they thought they wouldn't succeed, everything falls into place.Tr: Üç arkadaş, sabah erkenden Kapadokya'ya doğru yola çıkarlar.En: The three friends set off early in the morning for Cappadocia.Tr: Yolculukları macera doludur.En: Their journey is full of adventure.Tr: Peri bacalarını gördüklerinde Emre'nin yüzündeki mutluluk paha biçilemezdir.En: Emre's happiness is indescribable when he sees the fairy chimneys.Tr: Kapadokya'nın güzel manzaralarının tadını çıkarttıktan sonra, Emre yurtlarına geri döner.En: After enjoying the beautiful scenery of Cappadocia, Emre returns to their dormitory.Tr: Bu deneyim ona yeni bir bakış açısı kazandırır.En: This experience gives him a new perspective.Tr: "Harika bir molaydı," der.En: "It was a wonderful break," he says.Tr: Artık derslerini ve dinlenmesi gerektiğini daha iyi dengeler.En: Now he balances his studies and the need to rest better.Tr: Emre, insanın kendi hayatında küçük kaçamakların önemli olduğunu anlar.En: Emre understands that small escapes in one's life are important. Vocabulary Words:anticipating: beklediklerigeological: jeolojikconstraints: sıkıntılarıobstacles: engelthoughtfully: dalgıncaneglect: ihmalassignments: dersleriniadvance: öncedenreview: gözden geçirmekadjust:...
Todavía no hay opiniones